Kurtlar, cins cinstir. Bu cinsler, karakter ve yaşayış biçimlerine göre birbirlerinden ayrılırlar. Bozkurt, kurt türleri arasında üstün nitelik ve özellikleri olan bir kurt cinsidir. Onu, Karakurt denilen bir başka kurt cinsi ile Canavar adıyla adlandırılan bir başka kurt cinsi izler.
CANAVAR: Canavar denilen kurt, bir sürüye daldığında sürünün tümünü telef eder ancak, içinden yalnızca birini kendisine yem yapar. Canavar diye adlandırılan kurtların belli bir töresi yoktur.
KARAKURT: Karakurt, bir sürüye daldığında sürünün yarısını telef eder, bu telefatın içinden de tek bir tanesini kendine yem yapar. Karakurtlar, kısmen törelidirler.
BOZKURT: Bozkurt, bir sürüye daldığında yalnızca bir hayvanı telef eder ve bunun da yarısını kendisine yem yapar; öteki yarısını ise varsa ailesine, yoksa avlanamayacak denli yaşlı bozkurtlara taşır. Bozkurtlar, töreli yaratıklardır.
GÖK BÖRÜ: Bir de Bozkurt ile aynı cüsse ve karakterde olan ve adına Gökbörü denilen bir kurt vardır. Gökbörü, Bozkurt'un tüyü gök renginde (açık mavi) olanıdır. Türk efsane ve destanlarına göre Gökbörü, 100 yılda 1 ya da 2 kez görünür. Oğuz Kagan Destanı'ndaki kurt, işte bu gökbörülerden biridir.
BOZKURT'UN TÖRESİ
Bozkurt, fevkalade töreli bir varlıktır. Bir Bozkurt ailesi, bir başka Bozkurt'un kendilerine katılma isteğini, birtakım sınavlar uygulayarak kabul eder. Yuvadan ayrılmak isteyen bir bozkurt, aileden izin almak zorundadır. Her Bozkurt ailesinin ve ortak hareketlere katılan bozkurtların bir başkanı vardır ve buna EKE adı verilir.
TÖREDEN AYRILAN BOZKURTLAR:
Bazan, seyrek de olsa, Bozkurtlar'ın içinden töreyi hiçe sayarak ayrılanlar olabilir. Bu ayrılanlar, Bozkurt'un yalnız yaşayamama özelliğine uygun olarak Karakurt, Canavar gibi alt kurt cinslerinin, hatta çakal, tilki gibi hayvanların sürülerine karışırlar. Genelde böyle bir durumda o Bozkurt, yeni katıldığı bu alt düzeyden sürü içinde yüksek bir mevkide bulunur.
Bozkurt topluluğu dağda, ormanda, bozkırda zaman zaman alt tabaka sürüleri ile karşılaşırlar. Karşılaştıkları alt tabaka sürüde eğer bir bozkurt varsa, onu hemen hissederler. Yavru Bozkurtlar, kendilerinden olan bu yaratığın neden yabancı bir sürü içinde olduğunu anlayamazlar; hatta onu, hala kendi topluluklarının bir ferdi olarak algılarlar ve o bozkurdu kendi topluluklarına çağıran kimi sesler çıkarırlar.
Bu sesler, bozkurtluk niteliğini yitirmiş olan yaratığa kıvanç verir. Öylesine gururlanır ki, içinde bulunduğu sürünün üyelerine, ne denli önemli bir yaratık olduğunu hareketleriyle anlatmak ister gibidir. Bazen geri dönmek ve Bozkurt sürüsüne yeniden katılmak ister. Ama yavru bozkurtları kandırabilse de, yetişkin ve yaşlı bozkurtları kandıramaz ve genelde sınavları geçemediği için de yuvaya geri dönemez.
(SİZEDE BİRŞEYLER HATIRLATTIMI BOZKURT TÖRESİ )
BİR HİKAYE
Aşağıda yer alan ve kurtlarla ilgili olan yazı, Fransız şair Alfred de Vigny'nin ''Kurdun Ölümü'' adlı eserinden alınmıştır. Alfred de Vigny, Türk değildir. Ama, okuyunca da anlayacağınız gibi, ''Kurdun Ölümü'' adlı hikayemsi şiirinde şair, kurtların özgürlük ve aile yaşamı uğruna nasıl kendilerini feda ettiklerini dramatik bir biçimde dile getirmektedir. Bu dramatik dile getiriş de bizi, Türkler'in niçin Bozkurdu kendilerine simge olarak seçtiklerini açıklayan yanıtlara ulaştırmaktadır. Eğer ki düşünebilirsek...
KURT'UN ÖLÜMÜ
Şair Vigny, dosları olan soylularla birlikte dağlarda kurt avına çıkar. Vakit gecedir. Issız bir Ay aydınlığı vardır. Alevlenmiş gibi yanan Ay'ın üzerinden bulutlar geçmektedir. Kara ormanlar ufuğa dek dayanmakta, avcılar tüfekleri ile birlikte art arda yürümektedirler. Bir ara, avcıların en deneyimlisi yerde taze pençe izleri görür. Bu izler, oradan az önce geçmiş olan iki kurt ile iki yavrusunun izleridir. Avcılar bıçaklarını hazırlarlar, tüfeklerinin parıltılarını saklarlar. O arada üç avcı durur. Karşılarında alev saçan gözleri ile bir kurt durmaktadır. Biraz ötede, kurdun yavruları sessiz sessiz oynamaktadırlar. Kurdun dişisi tehlike karşısında dimdik durmaktadır.
Erkek kurt, bütün kaçış yollarının kapalı olduğunu anlar. Ön pençelerini kumlu toprağa saplayarak çömelir ve avcıların köpeklerinin en iri ve saldırgan olanına saldırır. Köpeğin gırtlağına dişlerini geçirir ve bırakmaz. Avcılar üst üste ateş ederler, erkek kurdun gövdesini delik deşik ederler, bıçaklamadık yerini bırakmazlar; ama kurt, köppeğin gırtlağındaki dişlerini biraz olsun gevşetmez. Sonunda da köppeği gebertir.
Erkek kurt çömelmiş, gövdesine saplı bıçaklarla avcılara bakmaktadır. Avcılar ellerinde tüfeklerle çevresini sarmıştır. Kurt, ağzından akan kanları dili ile yalayarak avcılara son bir kez bakar. Sonunda gözlerini kapar ve ses çıkarmadan son soluğunu verir.
Dişi kurt ile yavrular ise kaçıp kurtulmuşlardır.
Bu öyküde erkek kurt, yavruları ve onların özgürlüğü için kendini feda etmiştir. Eğer iki yavru olmasa idi, dişi kurt da erkeği ile birlikte döğüşecekti. Ancak, onun bir görevi vardı: O iki yavruyu dağlara kaçırmak, onlara açlığa dayanmayı ve insanların yanında bir lokma ekmek ve yatacak yere karşılık özgürlüklerini feda eden köppekler gibi olmamayı öğretmek...
Erkek kurt ölmeden önceki son bakışlarında belli ki avcılara şunu demek istemiştir.
''İnlemek, ağlamak, yalvarmak; bunların hepsi onur kırıcıdır. Alın yazının seni sürüklediği yolda, uzun ve ağır görevini yerine getir. Sonra da benim gibi ses çıkarmaksızın acı çek ve öl. Ama başın dimdik, özgürce ve yiğitçe !'' ....
Evet Bozkurt, bozkırların mağrur ve başeğmeyen hayvanıdır. Ona asla boyun eğdiremezsiniz. Hiçbir zaman evcilleşmez. Asla köpek ya da bir başka hayvan gibi insana boyun eğmez, köle olmaz. Çünkü Bozkurt, özgürlüğe tutkundur. Bir köpek gibi sahibine bağlanıp bedava yemek için yaltaklanmaktansa, özgür bir biçimde açlıktan ölmeği yeğler.
Yenilebilir, ama ezilmez.
Öldürülebilir, ama diz çökmez.
Avlanabilir, ama tutsak edilemez.
O, hürriyetine aşıktır.
İşte bunlardan ötürü Türkler, özgürlüklerinin timsali olarak Bozkurt'u kendilerine simge seçmişlerdir.
Bozkurt, Türk bağımsızlığının ve Türk özgürlüğünün simgesidir. Türkler de, Bozkurtlar gibi özgürlüklerine vurgundurlar.
Eski bir Arap şairi ise Türkler'i şöyle anlatmaktadır:''YIRTICI KURT'UN OĞULLARI''.
Ve Bir Şiir
BOZKURT TÖRESİ
Bir kurt görün bu gece, rüyanız parçalansın
Bir kutsal ışık görün, riyanız parçalansın
Bir Bozkurt pençesiyle mayanız parçalansın
Beni görün bu gece, bir kurt görün, bir beni
Bize artık susmak yok bir kurt vurun bir beni
Elin ekmeği ile yaşayan kurt kahrolsun
Boynunda tasma izi taşıyan kurt kahrolsun
Kar yağmış dağlarına, üşüyen kurt kahrolsun
Kahrolsun kurt postunu giyen yalancı kuzu
Dağıtanlar kahrolsun kurt sesli ordumuzu
Ne düşlerimiz vardı, bir karayel savurdu
Deli taylarımızı hain oklar devirdi
Yoksa hata yaptıkta Tanrı mı yüz çevirdi?
Ey kurt soylu milletim, ey Tanrı’nın kırbacı!
Bu düzene kanmayın, andolsun ki yalancı
Kaç kere kuşatıldım, dara düştü umudum
Bayrak gibi devrildi, yere düştü umudum
Tanrı’ya dua ettim, kurtlar gibi uludum
Dedim, bu hüsran artık sonuncu olsun, en son
Dayanacak sabrım yok, yüreğim Ergenekon
Hani, Çinli katuna kanan kağan vardı ya?
Hani, şehzadeleri bir bir boğan vardı ya?
Ve tek kalıp sütünü kurttan sağan vardı ya?
Bu destanda ben kimim, siz kimsiniz a beyler?
O susuş neler saklar, bu feryat neler söyler?
Bir gün yerin üstüne gece örtüldüğünde
Binlerce tutsak Bozkurt ipten kurtulduğunda
Mahşeri çığlıklarla gökler yırtıldığında
Bu bizim dönüşümüz, destanımız olacak
Doğmamış çocuklara şerefimiz kalacak
Ey, öz çocukların boynunu sıkan düzen!
Hak kırbacıyla halkın canını yakan düzen
Devşirme dervişlere tekke bırakan düzen
Her hesabın bir tersi, her zulmün süresi var
Bir tilki hükmü varsa, birde kurt töresi var
BİR BOZKURT TÖRESİ VAR!!!